Yağmur dinene kadar geçen süre, iki yabancıyı bir hikâyenin kahramanı yapmaya yetti.
Otobüs durağının çatısı ikisine de yetmiyordu. Biri sağa, diğeri sola çekilerek kuru kalacak küçük bir yer aradı. Sonra ikisi de aynı anda gülümsedi; yağmurun altında bundan daha iyi bir plan yoktu.
Konuşmaları önce hava durumuyla başladı. Ardından şehirden, unutulan randevulardan ve eve dönünce yapılacaklardan söz ettiler. Yağmur dindiğinde birbirlerine veda ettiler; fakat ikisi de o akşamın sıradan olmadığını biliyordu.